Yazılar

hvsterapi-Fibromiyalji nedir, belirtileri nelerdir? Nasıl tedavi edilir.
Fibromiyalji, osteoartritten sonra en yaygın olan arterit ilişkili hastalıktır. Halen günümüzde çoğunlukla yanlış teşhis konur ve yanlış anlaşılır. Karakteristikleri arasında yaygın kas ve eklem ağrısı, yorgunluk ve diğer semptomlar vardır. Fibromiyalji depresyona ve sosyal izolasyona neden olabilir.
Fibromiyalji sendromunu (FMS) anlatırken, semptomlara değineceğiz, teşhisi ve tedavisinden bahsedeceğiz. Fibromiyaljinin hayatımızdaki etkilerinden de bahsedeceğiz. Bu etki FMS ile gelen büyük fiziksel ve psikolojik zorlanmadan dolayıdır. Bu zorlanmalar çalışma saatlerimizi azaltarak, gelir ve hatta iş kaybına yol açabilir.
Fibromiyalji sendromu semptomlar topluluğudur. Bu semptomlar bir arada oluştuğunda, belirli bir hastalığın veya hastalığın gelişme ihtimalinin çok yüksek olduğunun habercisidir. Fibromiyalji sendromunda şu semptomlar çoğunlukla gerçekleşir:
“    Anksiyete veya depresyon
“    Düşük acı eşiği veya hassas noktalar
“    Aciz bırakan yorgunluk
“    Geniş alana yayılmış ağrı
12 milyon Amerikalıda Fibromiyalji vardır. Çoğunluğu yaşları 25-60 arasında değişen kadınlardan oluşur. Kadınlar erkeklere nazaran 10 kat daha fazla bu hastalığa yakalanırlar.
Fibromiyalji her yerinizin ağrımasına neden olur. Felç edici yorgunluk semptomlarına sahip olabilirsiniz-hatta uyanırken bile. Vücuttaki belirli noktalara dokunulması bile acı verir. Şişlik, yoğun seviyede rahatsızlık veya dinlendirici olmayan uyku ve ruh hali rahatsızlıkları veya depresyon deneyimleyebilirsiniz.
Hiçbir egzersiz yapmadan ve hatta herhangi bir nedeni olmadan, kaslarınız sanki aşırı çalışmış veya çekilmiş gibi hissedebilirsiniz. Bazen kaslarınız seğirir, yanar veya bıçak gibi bir ağrı saplanır.
Bazı Fibromiyalji hastalarının boyun, omuz, sırt ve kalça eklemlerinde ağrı ve acı olur. Bunlar uyumalarını ve egzersiz yapmalarını engeller. Diğer Fibromiyalji semptomları şunlardır:
“    Abdominal ağrı
“    Anksiyete ve depresyon
“    Kronik baş ağrısı
“    Uyuyamama veya uykusu hafif olma
“    Ağız, burun ve gözlerde kuruluk
“    Kalkar kalkmaz yorgunluk
“    Soğuğa ve/veya sıcağa karşı aşırı hassasiyet
“    Konsantre olamama (fibro fog denir)
“    İnkontinans
“    Irritabl Bağırsak Sendromu (Bowel Sendromu)
“    Parmaklarda veya ayakta uyuşma veya karıncalanma
“    Ağrılı adet görme
“    Tutukluk
Fibromiyalji osteoartrit, bursit (kesecik iltihabı) ve tendinit (tendon iltihabı) benzeri işaretler ve hislere neden olur. Bazı uzmanlar bunu arterit ve benzeri rahatsızlıklar grubuna koyar. Fakat bursit ve tendinit ağrısı belli bir bölgede olur, oysa Fibromiyalji geniş alana yayılan ağrı ve acıdır.
FİBROMİYALJİ TANI
Fibromiyalji teşhisinde belirli bir laboratuvar testi yoktur. Doğru bir teşhis koyabilmek için doktorunuz kapsamlı bir fiziksel muayene yapacaktır ve tıbbi geçmişinizi inceleyecektir. Genellikle fibromiyaljiye eleme yöntemiyle teşhis konur. Yani doktorunuz benzer semptomları olan diğer hastalıkları eleyerek teşhis koyacaktır.
Daha ciddi hastalıkları elemek için, doktorunuz belirli kan testleri yapacaktır. Örneğin, doktorunuz tam kan testi isteyebilir. Glikoz, tiroit gibi testler de isteyebilir, çünkü bunlar da benzer semptomlara sebep olur. Yorgunluk, kas ağrıları, halsizlik ve depresyon semptomları arasındadır.
Diğer hastalıkları elemede kullanılabilecek diğer laboratuvar testleri şunlardır: lyme titer, antinükleer antikorlar (ANA), romatoid faktör (RF), eritrosit sedimentasyon oranı (ESR), prolaktin seviyesi ve kalsiyum seviyesi.
Ayrıca doktorunuz bir inklüzyon teşhisi yapacaktır. Yani American College of Rheumatology tarafından belirtilen Fibromiyalji sendromunun tanısal kriterlerine semptomlarınızın uyduğundan emin olacaktır. Bu kriterler en az üç ay boyunca geniş bir bölgede-bedenin hem sağı hem solu, belin üstü ve altı, göğüs, ense, sırtın ortası veya altı-süre gelen ağrı, bedenin çeşitli yerlerinde hassas noktalar bulunmasıdır.
Doktorunuz yorgunluk, uyku bozukluğu ve ruh hali bozukluğu gibi semptomların şiddetini değerlendirecektir. Bu, FMS’nin yaşam kalitenizde, fiziksel ve duygusal fonksiyonlarınızdaki etkisinin ölçülmesine yardımcı olacaktır.

Alıntıdır(WebMD)

stres.STRES NEDİR,NASIL ÖNLENİR !.
Stres, organizmamızın fiziksel ve ruhsal sınırlarının tehdit edilmesi veya zorlanmasıyla ortaya çıkan GERGİNLİK durumudur. Tehlikeyle yada sınır durumuyla karşılaşıldığında; beynin ve sinir sisteminin su ve tuz dengesi korunmuş durumdaysa, beynin kortex bölümü,durumu süzgeçleyerek doğru karar vermemizi sağlayacaktır. Eğer su ve tuz dengesi faaliyet için yeterli değilse, ilkel beyin denilen Amigdala devreye girecek, bulunduğumuz durumdan kaçışımızı sağlayacaktır ama çözüm üretemeyecektir. Stresin 3.aşaması olan Alarm, Direnç ve Tükenme dönemlerinin ilk ikisi aşamasında beynin hidroelektrik enerji üretebilmesi için su ile takviye edilmesi yoluna gidilirse, strese yol açan sebepler süzgeçlenir, çözüm yolları aranıp bulunur ve tükenme dönemi yaşanmadan beden eski sağlıklı durumuna döndürülebilir. Eğer bu yol izlenmez, vücut uzun süre su kıtlığına uğratılır ise tükenme dönemi zorunlu olarak yaşanmak durumunda kalınacaktır. stresten kurtulmak için çaba harcamadan uzun süre strese katlanan insanlarda daha fazla su kıtlığı oluşacak ve bunun sonucu olarak vücut için gerekli olan triptofan, trozin…gibi aminoasitler korunamayıp yetersiz hale getirilecektir. Bunun sonucu olarakta farklı doku ve organlarda onarımı güç hasarlar oluşacaktır. Strese girildiğinde hemen bol miktarda canlı aktif su içilmelidir. Çünkü kronik su kıtlığı olan dehidrasyon stresin kaynağıdır. Stres vücutta bir çok hastalığa zemin hazırlar.
KESİN ÇÖZÜM; Vücudumuzu hergün, temiz hafızalandırılmış-canlı içme suyu, kolloidal yapıdaki doğal kristal tuz ve eksi iyonları artırılmış hava vitaminleri olan temiz oksijen ile buluşturup doğal iyileştirme gücümüzü artırmaktır. Uyuşturucu ilaçlarla geçici olarak rahatlatma çözüm değil, bilakis uyuşturucu bağımlılığına doğru giden, telafisi belki de mümkün olamayacak bir yöntemdir.

(Alıntıdır)

STRES NEDİR, NASIL ÖNLENİR !..

stres-nedirStres, organizmamızın fiziksel ve ruhsal sınırlarının tehdit edilmesi veya zorlanmasıyla ortaya çıkan GERGİNLİK durumudur. Tehlikeyle yada sınır durumuyla karşılaşıldığında; beynin ve sinir sisteminin su ve tuz dengesi korunmuş durumdaysa, beynin kortex bölümü,durumu süzgeçleyerek doğru karar vermemizi sağlayacaktır. Eğer su ve tuz dengesi faaliyet için yeterli değilse, ilkel beyin denilen Amigdala devreye girecek, bulunduğumuz durumdan kaçışımızı sağlayacaktır ama çözüm üretemeyecektir. Stresin 3.aşaması olan Alarm, Direnç ve Tükenme dönemlerinin ilk ikisi aşamasında beynin hidroelektrik enerji üretebilmesi için su ile takviye edilmesi yoluna gidilirse, strese yol açan sebepler süzgeçlenir, çözüm yolları aranıp bulunur ve tükenme dönemi yaşanmadan beden eski sağlıklı durumuna döndürülebilir. Eğer bu yol izlenmez, stresi-onlemenin-yollarivücut uzun süre su kıtlığına uğratılır ise tükenme dönemi zorunlu olarak yaşanmak durumunda kalınacaktır. stresten kurtulmak için çaba harcamadan uzun süre strese katlanan insanlarda daha fazla su kıtlığı oluşacak ve bunun sonucu olarak vücut için gerekli olan triptofan, trozin…gibi aminoasitler korunamayıp yetersiz hale getirilecektir. Bunun sonucu olarakta farklı doku ve organlarda onarımı güç hasarlar oluşacaktır. Strese girildiğinde hemen bol miktarda canlı aktif su içilmelidir. Çünkü kronik su kıtlığı olan dehidrasyon stresin kaynağıdır. Stres vücutta bir çok hastalığa zemin hazırlar.
KESİN ÇÖZÜM; Vücudumuzu hergün, temiz hafızalandırılmış-canlı içme suyu, kolloidal yapıdaki doğal kristal tuz ve eksi iyonları artırılmış hava vitaminleri olan temiz oksijen ile buluşturup doğal iyileştirme gücümüzü artırmaktır. Uyuşturucu ilaçlarla geçici olarak rahatlatma çözüm değil, bilakis uyuşturucu bağımlılığına doğru giden, telafisi belki de mümkün olamayacak bir yöntemdir.

superman

Mükemmeliyetçilik gerçekçi olmayan, aşırı yüksek amaçlara ulaşmayı amaçlayan ve kişiye zarar veren bir düşünce ve duygular bütünüdür. Mükemmeliyetçilik toplumumuz tarafından ne yazık ki başarı için gerekli ve arzu edilen bir durum olarak algılanır. Oysaki mükemmel olma isteği hem kişisel tatmini zedeleyen hem de başarısızlığa sebep olan bir durumdur. Mükemmeliyetçiler ulaşılamaz amaçlar belirlerler. Mükemmele ulaşmak için yaratılan sürekli baskı, üretkenliği ve verimliliği azaltır. Bunun sonucunda;

-Aşırı yüksek hedefler ve baskı sonucunda başarısızlık kaçınılmazdır.

-Sürekli başarısızlık suçluluk duygusu yaratır.

-Kaygı problemleri depresyona yol açabilir.

-Hayattan tat alınamamaya başlanır.

Mükemmeliyetçi kişi kendisine ulaşamayacağı yükseklikte ve gerçek dışı standartlar koyar. Kendini insafsızca zorlayarak, bu ulaşılmaz hedeflere ulaşmaya çalışır. Mücadeleci biri kendine yüksek standartlar koyar ama çabaladığı şeye ulaşma olasılığı vardır. Mükemmeliyetçi kişinin çabaları, kendini yenilgiye uğratan türdendir: Hiçbir şey, hiçbir zaman “yeterince” iyi değildir ve bu yüzden de hiçbir zaman, başarıya bağlı bir doyum yaşaması mümkün değildir. Mücadeleci kişinin çabaları ise kendini geliştiren türdendir: Kendisine koyduğu o yüksek ve anlamlı hedefe ulaşamasa bile, sırf denediği için bir doyum sağlanabilir. Mükemmeliyetçi insanlar etraflarından onaylanmama ve reddedilme korkusu içindedirler.

Mükemmeliyetçilikle İlgili Bilinen Yanlış Düşünceler

-Eğer mükemmeliyetçi olmasaydım bugünkü başarımı yakalayamayacaktım.

-İşleri bitirenler mükemmeliyetçilerdir. Doğru bir biçimde yapanlar da onlardır.

-Mükemmeliyetçiler başarıya giden yolda önlerine çıkan tüm engelleri aşabilecek kararlıkta ve güçtedirler.

-Mükemmeliyetçiler başkalarını mutlu etmek için, olabileceklerinin en iyisini olmak için uğraşırlar.

Mükemmeliyetçiliğin Nedenleri

-Başarısızlık korkusu

-Hata yapma korkusu

-Onaylanmama korkusu

-Ya hep ya hiç

– “-meli/-malı”lara çok önem verme

– Diğerlerinin çok kolay başarıya ulaştıklarına inanma