Yazılar

opticey-300x297 Hipnoterapide, Regresyon Terapisi

Geleneksel terapilerle veya tıbbi yöntemlerle çözüm bulunamamış ağrılar ve hastalıklar.
Asansör, uçak, kapalı alan, su, böcek fobileri vb.
Öfke, nefret, kızgınlık, suçluluk gibi kontrolsüz duygular.
Affetme ve karmik temizlik.
Yaşama ket vuran sınırlayıcı inançlar, kurban gibi hissetme.
Migren, baş ağrısı, alerji, astım, egzama, kanser, romatizma, mide-bağırsak problemleri vb.
Kilo problemleri, kendini beğenmeme vb.
Madde bağımlılığı.
İş hayatındaki başarısızlıklar, korkular, engellenmişlik duyguları.
Ölüm korkusu, yakınlarını kaybetme korkusu.
Parayı kontrol edememe, parasız kalma korkusu vb.
Taciz ve cinsel soğukluk gibi problemler.
Fiziksel bir sorun olmadığı halde çocuk sahibi olamama.
İlişki sorunları ve hayır diyememe.
Kendiliğinden hatırlanan geçmiş yaşam anıları, Deja Vu deneyimleri, psişik obsesyon.
Tekrarlanan rüyalar, benzer olayların tekrar tekrar yaşanması.
Yalnızlık duygusu, tecrit edilme hissi, yalnız kalma korkusu.
Hayat amacını keşfetme, daha olumlu bir yaşam modeli oluşturmanın önündeki engelleri kaldırma
ve ruhsal gelişim.

Bu gibi sorunlarınız ile ilgili tüm danışmanlık hizmeti için. (0536) 712 45 34

Kadınlar hayat boyunca genç kızlık ve menopoz dönemleri arasında birçok psikolojik faktörler ile karşı karşıya kalmaktadır. Genç kızların ve kadınların en büyük sorunlarından biride sancılı adet dönemidir. Adet döneminde sancılara maruz kalan genç kızlar ve kadınlarda adet öncesinde bir gerginlik durumu oluşur. Ancak bu gerginlik durumu artık hipnoz telkinleri ile giderilebilmektedir.

images (3)
Aynı adet dönemi gerginliği gibi çoğu kadında gebelik döneminde de bazı psikolojik sorunlar baş göstermektedir. Ancak bu psikolojik sorunlar her kadında ayrı ölçülerde görülmektedir. Gebelik döneminde hemen her gebe kadında bulantı, kusma, baş dönmesi, psikolojik olarak gelişen sorunlar, doğum korkusu, düşük yapma ihtimali gibi birçok kaygılar ya da bebekte herhangi bir sakat olabileceği gibi korkular ortaya çıkmaktadır.
Son yıllarda hipnoz tekniği kullanılarak doğumların daha ağrısız ve normal yollardan yapılmasından dolayı doğal doğum yaptırmak isteyen anne adaylarının sayısında oldukça artış olmuştur. Hipnoz telkinleri ile rahimde oluşan kasılmalardan etkilenmeden ağrısız bir şekilde doğum yapmak artık mümkündür. Ayrıca hipnoz telkinleri doğum sonrasında lohusalık döneminde oluşabilecek depresyonlarda da oldukça olumlu sonuçlar vermektedir.
Hipnoz İle Psikolojik Sorunlar Ortadan Kalkıyor
Birçok kadın anne olmak istemekte ancak hamile kalamamaktadır. Bu nedenle de sıkıntıya düşmektedir. İsteyip de gebe kalamamak çoğu kadında psikolojik sorunların meydana gelmesine yol açmaktadır. Ancak son yıllarda hipnoz terapilerinin etkisi ile kadınlarda oluşan bu psikolojik sorunlar rahatlıkla giderilebilmekte ya da en aza indirilebilmektedir. Hipnoz terapileri ile kadınlarda oluşan motivasyonsuzluk büyük oranda giderilebilmektedir.
Kadınlarda değişik psikolojik sorunların oluştuğu bir diğer dönem de menopoz dönemidir. Menopoz dönemine giren kadınlarda ateş basması, aşırı terleme ve uykusuzluk tarzı sorunlar oluşabilir. Yine hipnoz terapileri ile bu sorunlar tamamen ya da kısmen çözümlenebilmektedir.
Op. Dr. Ayşe Dumanindir

depresyon

Yapılan araştırmalara göre dünya genelinde en çok yaşanan psikolojik problem depresyondur. Depresyona bu kadar yoğun karşılaşılmasına rağmen birçoğumuz da yaşadığımız depresyonun farkında değilizdir, hayat standartlarımız dibe vurmuştur ama artık buna duyarsızlaşmışızdır. Yaşadığımız zorlantının ve çökkünlüğün farkında bile değiliz veya bunun normal olduğunu düşündüğümüzden dolayı bunu fark edememekteyiz. Bunu yaşayan insanlar depresyonun ne olduğunu bilmediği için yaşadıkları çökkünlüğün, kara bulutların bir psikolojik problem olduğunu ve bunun tedavisinin olduğunu bilmemektedirler.
Farklı terapi yöntemleri ile depresyona müdahale edilebilmektedir, yukarıda da bahsettiğimiz üzere bizim uyguladığımız yöntem olan hipnoterapi de depresyonun terapi süreci hakkında ayrıntılı olarak anlatalım;
Öncelikle hipnoz hakkında kısaca bilgi verecek olursak, hipnoz kesinlikle bir uyku değildir, herkes hipnoza farklı düzeylerde de olsa girer. Genelde düşünülen uyuyacağım, kendimden geçeceğim, hipnoterapist bana her istediğini yaptıracak, söylemek istemediğim şeyleri de ya söylersem gibi kaygılar olabiliyor ama bunların hiçbiri olmamaktadır. Hipnoz bir trans halidir ve danışan istemediği hiçbir davranışı yapmaz ve istemediği hiçbir şeyi söylemez. Fakat süreç içinde danışan ve terapist arasında ki güven ilişkisinin artması ile danışan kendini daha rahat hisseder ve terapi sürecine katkı sağlayacak birçok şeyi terapistin talebi ile değil kendi isteği ile paylaşmaya başlar. Bu bazen hipnoterapi esnasında olur bazen de seans değerlendirmelerinde olur.
Hipnoz uyku değil bir transtır dedik, peki o zaman trans nedir onu açıklayalım. Örnek verecek olursak; hepimiz şunu yaşamışızdır, kitap okurken dalıp kitapla alakalı olmayan başka şeyler düşünürsünüz ve sonra bir bakarsın ki sayfanın sonuna gelmişsiniz. Zihnin başka şeyle meşgulken sayfayı sonuna kadar okumuşuzdur ama ne yazdığı hakkında bir fikrimiz yoktur. Bu bir trans halidir, bilincimiz başka şeyle meşgulken daha önce verilen komutu bilinçaltımız yerine getirmiştir. Hipnozda da buna benzer bir şekilde bilinci bazı yöntemlerle meşgul edip bilinçaltına telkinler vererek veya bazı duygular üzerine çalışılarak yapılan bir yöntemdir.
Hipnoterapi Süreci
İlk seansta danışan öyküsü dinlenir ve terapist tarafından hipnoterapide kullanılması uygun görülen anılar ve üzerine çalışılması düşünülen duygu – düşünce yapısı belirlenir. Terapinin gidişatına göre bazen kısa hipnoz ( rahatlama hipnozu ) çalışması yapılmaktadır. Kısa hipnoz çalışmasının amacı kişinin hipnozu hem zihinsel hem de bedensel olarak anlaması ve daha derin hipnoz çalışmalarına daha kolay adapte olması açısından faydalı olabilmesidir.
İki ve üçüncü seanslar da regresyon terapisi yapılmaktadır. Regresyon terapisi ya bir duygunun yaşandığı ilk ana giderek orada ki yanlış düşünceler üzerine çalışma ya da geçmişte kişinin yaşadığı duygusal anlamda rahatsızlık veren duyguların bulunması ve sıkışıp kalmış olan yoğun bir şekilde hissedilen duygunun boşaltılması üzerine çalışmaya denir. Kısacası geçmiş yaşadığımız fakat farkında olmadığımız bir şekilde bu günümüzü duygusal ve düşünsel anlamda olumsuz etkileyen anılar üzerine yapılan terapötik bir çalışmadır.
Bu çalışmayla amaçlanan şey duygusal anlamda yaşanan yoğunluğun kontrol edilebilir bir seviyeye indirilmesi. Kontrol edilebilir seviye nedir diye aklınıza takılmış olabilir bunu belirleyen kişi danışanın kendisidir. Herkeste farklı olabilir farklı şekilde ortaya çıkabilir.
Bu seviye sağlandıktan sonra kişinin eğer bireysel anlamda üzerinde çalışılması uygun görülen anılar varsa dört ve beşinci seansta onlarla da hipnoterapi çalışması yapılarak kontrol edilebilir seviyeye gelmesi sağlanır. Daha sonra bu seanslarda tekrar üzerinden geçilerek kontrol çalışması yapılır.
Hipnoterapi çalışması ortalama 4-5 seans sürmektedir. Sonra ki seanslar da davranışçı yöntemden destek alınarak kişinin hayatında değiştirmesini istediği konular ele alınarak bazı ev ödevleri verilir. Ev ödevlerini hipnoterapi çalışmalarından sonraya bırakmamızda ki amaç, yoğun duygusal problem yaşayan kişilerin hayatlarında bir şeyleri değiştirmesi kolay olmamaktadır. Çoğu danışan yapması gereken davranışların neler olduğunu bilir fakat yapamazlar. Yapamadıkları içinde psikologlara başvururlar. Duygusal anlamda yaşanan yoğunluğu kontrol edilebilir bir seviyeye indirmeden ödevler vererek bir şeyleri değiştirmelerini beklemek çok gerçekçi olmayacaktır. Ayrıca danışana verilen ödevleri danışan yapamadığında terapiye olan ve iyileşeceğine olan inancının zedelenmesine neden olacaktır. Bu terapi sürecini uzatmakta veya danışanın terapi yarım bırakmasına neden olmaktadır. Bu yüzden öncelikli olarak yoğun olan duygusal durumu kontrol edilebilir bir seviyeye gelmesi adına hipnoterapi çalışması yapmaktayız.
Depresyon tedavisinde hipnoterapi ortalama 8 seans sürmektedir, tabi danışanın yaşamış olduğu problemin boyutuna göre değişiklik gösterebilir veya kişi terapi sürecinde farklı bir problem yaşarsa bu da terapi sürecinin uzamasına neden olabilir. Fakat kişi terapiye ve depresyona daha kısa sürede uyum sağlar ise süreç daha kısa olabilir. Bizim süreçte gözlemlediğimiz terapinin uzaması kısalmasına göre daha az yaşanmaktadır. Yani insanlar genelde 8 seansı bulmadan yaşadıkları sorunu kontrol altına alabilmektedirler.
Herhangi bir psikolojik problem yaşayan kişilere önerimiz, yaşamış olduğunuz sorunların çoğunun çözümünü eğer doğru yerlerde ararsanız olumlu sonuçlar elde edebileceksinizdir fakat bu bir süreçtir ve bir seansta veya çok kısa zamanda hayatınızda büyük değişiklikler olmasını beklemeniz gerçekten uzak olacaktır. Süreç hakkında kafanıza takılan her şeyi terapistinizle paylaşırsanız size en sağlıklı bilgiyi verecektir. Terapiden fayda sağlamak istiyorsanız düzenli bir şekilde programı takip etmeniz gerekmektedir. Düzenli bir şekilde devam edilmeyen terapiler sizler için zaman ve para kaybına neden olacaktır.

Portföy Ögeleri